5 Ağustos 2008 Salı


Bademli & Şeftalili Çörek ve Auguste Escoffier ve Villeneuve-Loubet'deki müzeciği... Nerden nereye değil mi :))


Bazen birdenbire bir ilham geliverir ve ortaya öyle lezzetler çıkar ki şaşar kalırsınız... işte yukarda gördüğünüz güzellik de öyle, bir anlık bir heyecanın sonucu oluştu. Hayır, sakallı beyefendi değil sözünü ettiğim güzellik; o da çok önemli biri mutlaka ama kabul edersiniz ki pek güzel sayılmaz. Kendisine daha sonra değineceğim; toprağı bol olsun!

Bundan seneler evvel, Bebek'te oturduğum dönemlerde, pazar sabahları en büyük keyfim Pelit'in "Kayısılı ve Vişneli Çörekler"inden yemekti. Gazetelerin Pazar Ekleri'nin yanında o çörekler olmadığı zaman birseyler eksilirdi pazar sabahlarının keyfinden. Poğaçaymış, börekmiş, croissantmış, hiçbiri o çöreklerin yerini tutamazdı, keyfim kaçardı... Nedense hiç aklıma gelmezdi kalkıp kendim yapmak!!! Eeee, herşeyin bir sırası ve zamanı varmış!

Dönem dönem takılıp kaldığım tarifler olur; sanırım şeftali mevsimi bitene kadar bu çörekler bizim evden eksik olmayacak... Benden söylemesi :)


Şeftali ile ilgili en ünlü tarif, ünlü şef George Auguste Escoffier'nin (Jorj Ogüst Eskofie okunur)
Nelly Melba için yarattığı "Peche Melba"sıdır herhalde; hani şu şeftalileri karamelize ettikten sonra vanilyalı dondurma ve çilek sosu ile sunduğu ünlü tatlı.


Auguste Escoffier, yemekle, içmekle, mutfakla ilgili herkesin bildiği bir isim mutlaka. Peki önemi ve ünü nereden geliyor bu beyefendinin diye soracak olursanız, kendisi modern mönünün babası sayılır. Yemeklerin, sofranın daha zengin ve dolu görünmesi için birarada sunulması anlayışını değiştirerek, günümüz servis anlayışını getirmiştir. 19. yy sonlarında Londra Savoy Oteli'nin mutfağını yönetirken servis ve mutfak organizasyonlarına getirdiği kökten değişikliklerle ünlenmiştir. Meraklıları için Kenneth James'in kaleme aldığı "Escoffier, The King of Chefs" adlı kitabı öneririm. Kitap ingilizce ve bildiğim kadarı ile türkçe çevirisi yapılmamış henüz. İşte size kitabın önsözünün kısa bir çevirisi:


"Auguste Escoffier (1846-1935) modern mutfağın starı, öncüsüdür. Yaşadığı dönemde dünyadaki en ünlü şef olan Escoffier'nin müşteri kitlesi arasında, Kral Edward VII, Kaiser Wilheim II ve o dönemin elitleri sayılabilir. Ünlü otel işletmecisi Cesar Ritz ile olan ortaklığı, lüks otellerde yepyeni bir mutfak anlayışı ve sunum geleneği başlatmıştır; kadınların dışarda yemek yerken çok daha rahat ettikleri, sunuma ve görselliğe çok daha fazla önem verilen bir anlayıştır bu. Fransız Rivierası'ndan başlayıp Paris, Londra ve New York'a kadar uzanan kariyeri boyunca Escoffier pek çok başarılı yemek kitabına da imzasını atmıştır."


Geçen sene Nisan ayında eşim ve o zaman 2 yaşını yeni bitirmiş olan kızım Defne ile Cote d'Azur seyahati gerçekleştirmiştik. Seyahata çıkmadan önce, adetim olduğu üzere görmeyi planladığımız lokasyonları çalışmıştım. Rotada Villeneuve-Loubet de vardı. Nice'e arabayla 15km uzaklıktaki bu küçük ve şirin kasabanın önemi, Auguste Escoffier'nin doğumyeri olması ve Escoffier müzesi bulunmasıdır.


Müzeyi gezdikten sonra açıkçası biraz hayalkırıklığına uğramıştım. Nedense daha görkemli, içerik olarak daha zengin bir müze bekliyordum... Escoffier'nin mutfak aletleri, aşçı şapkası, aldığı ödüller ve bolca da fotoğraftan başka kayda değer pek bir şey yoktu anlı şanlı müzecikte. Tabii ki onun tasarımı olan "modern mönü"lerinden bolca örnek sergileniyordu müzeciğin duvarlarında. Zemin katta, loş bir atmosferde, 19.yy kostümleri içersindeki kadınlı erkekli bir balmumu topluluğunun, zengin bir mönü ile donatılmış uzunca bir masa etrafında, güle eğlene (ses bantı o anın efektleri ve konuşmalarını veriyordu odaya girdiğinizde) yediği yemeği sahneleyen bölüm, kanımca müzenin tek görsel bölümü idi; ama Defne epey korkmuştu o balmumu kuklalardan :)


Maalesef o gezinin hiç fotoğrafı yok, dolayısı ile Escoffier Müzesi'nin de.... Sevgili fotoğraf makinemizi Nice'te, gezimizin daha ikinci günü çaldırmıştık :( O kadar üzülmeyin, video kameramızla kahramanca kaydetmistim gezi rotamızı ve önemli anları. Anlayacağınız, video görüntüleri var o müzenin de ama buraya nasıl aktaracağımı bilmiyorum henüz. Yakında öğrenmek ve oluşturabildiysem meraklarınızı gidermek dileğiyle... Şimdilik hoşçakalın ve yorumlarınızı benden esirgemeyin please...




2 yorum:

MugeCerman dedi ki...

Cok sansliyim yine deneme tahtasi oldum :) Ne zaman bir iki kilo verme gayretine girsem Buyucu denemelere baslar, tabii en yakinda olan ben aranirim, kapiya servise dayanilabilir mi, tabii dayanamadim yine gocerttim. Ruya gibiydi, bademin alt notalardaki lezzeti, seftalinin muhtesem tadi ve agizda dagilan hamur, ellerine saglik.
Hamis:Menucu amca ile ilgili videoyu heyecanla bekliyorum tabii Defne'nin korktugu balmumu insanlari da :)

didem dedi ki...

ay ay ay
blogu olmush sahane de yazilar yazmiiisshhhh
masallah guzel arkadasima

şimdi soolemek istediiim 1-2 sey var
onceliklen
ben bundan yemek istiyorum
defnenin okulu tatilde diye sen gelemes misin bebek'e?
gelsene
cay yaparim yaninda
bahcede yeris

hade gel
defnem d egelsin
5 tane bebe kedimis var
oynarıs hem

ay laf yu